İyi Yaş Almak, İyi Yaşamak – Predu

İyi Yaş Almak, İyi Yaşamak

İyi Yaş Almak, İyi Yaşamak/

 

İyi yaş almak, zamana karşı kazanılan bir mücadele değil de zaman içinde kendimize nasıl bir hayat kurduğumuzla ilgili olabilir mi?

Geçtiğimiz günlerde PREDU’da “İyi Yaş Alma Sohbetleri”nin ilkinde bir araya geldik. Sohbete basit bir soruyla başladık: “Kaç yaşına kadar yaşamak istersiniz? 90? 100? 150?”

Kaç sene yaşamak istemeleri değişse de, nerdeyse bütün katılımcıların cevabında aynı çekince vardı; “Ama sağlıklı olursam”. Uzun yaşamak güzel bir beklenti ve o cümledeki “ama” aslında bu sohbet dizisinin ortaya çıkış sebebi. Bundan dolayı, belki de soruyu değiştirmeliyiz.

Nasıl yaş almak istersiniz?

Modern tıp olağanüstü bir başarı hikayesi yazdı, yazmakta. Aşılar, antibiyotikler ve tarama testleri gibi koruyucu sağlık hizmetleri sayesinde insan ömrü kayda değer bir biçimde uzadı. Ama ömrün uzaması başka bir soruyu daha görünür hale getirdi: Bu yılların ne kadarını sağlıklı geçiriyoruz?

Bilim dünyasının son yıllarda giderek daha fazla üzerinde durduğu healthspan kavramı tam da bunu anlatıyor. Lifespan kaç sene yaşadığımızı, healthspan ise o yılları ne kadar sağlıklı, bağımsız ve işlevsel geçirebildiğimizi ifade ediyor.

Gen bilimindeki ve epigenetik alanındaki bütün gelişmeler bir yandan genetik mirasımızın önemini gösterirken, diğer yandan da genlerimizin hikayenin tamamını yazmadığını hatırlatıyor. Hayata hepimiz aynı kartlarla başlamıyoruz ama elimizdeki kartlar oyunun tamamını belirlemiyor. Bu bilgi bana umut verici geliyor. Çünkü anne babamızı seçemeyiz, genlerimizi yeniden programlayamayız ve geçmişimizi değiştiremeyiz ama bugün hala değiştirebileceğimiz çok şey var. Belki iyi yaş almanın en önemli tarafı da budur. Kontrol edemediklerimizle mücadele etmek yerine, kontrol edebildiklerimize yatırım yapmak.

Tam da burada, iki bin yılı aşkın bir süre önce Aristoteles’in sorduğu eski bir soruya geri dönüyoruz: “İyi yaşam nedir?

Aristoteles’in eudaimonia kavramı yalnızca uzun ya da fiziksel olarak sağlıklı bir yaşamı değil, insanın kapasitesinin gerçekleştirebildiği, işlevlerini sürdürebildiği, erdemli ve anlamlı bir hayatı anlatıyor. Teknoloji değişti, ömrümüz uzadı ama iyi yaşam sorusu hala masada. Bu yüzden sağlığı yalnızca tansiyonumuz, kan şekerimiz ve ya laboratuvar sonuçlarımız üzerinden konuşmak yetmiyor.

Dünya Sağlık Örgütünün sanat ve sağlık ilişkisini inceleyen kapsamlı raporu bize daha geniş bir pencereden bakmayı öneriyor. Sanatla uğraşmak ya da kültürel etkinliklere katılmak, bilişsel uyarımı, duyguları, hayal gücünü ve sosyal etkileşimi aynı zamanda harekete geçirebiliyor. O halde, bir sergiye gitmek veya başkalarıyla bir kitabı tartışmak yalnızca ‘hoş vakit geçirmek’ olarak görülmemelidir. Bütün bunlar zihnimizi merak etmeye, yorumlamaya, yeni bağlantılar kurmaya ve başka insanların dünyalarıyla karşılaşmaya açık tutmamızı sağlıyor.

O zaman, belki iyi yaş almayı düşünmeye burdan başlamalıyız. Gelecekteki bedenimizi korumaya çalışırken, gelecekteki zihnimizi ve hayatla kurduğumuz ilişkiyi de korumalıyız. Bunun yolu herkes için farklı olacaktır. Ben kendi cevabımın bir kısmını PREDU’nun kuruluş amacında buluyorum:

Bir konserden çıkıp bizde uyandırdığı duyguyu paylaşmak, aynı kitabı okuyup birbirimize “Ben hiç böyle düşünmemiştim” diyebilmek, hiç bilmediğimiz bir yere gitmek.

Yeni bir şey öğrenmek ve merak etmeye devam etmek.

Sonuç olarak, zaman zaman kendimize bir soru sormalıyız: “Seksen yaşındaki kendime nasıl bir beden, zihin ve hayat bırakmak istiyorum?”

İyi yaş almak, bu sorunun tek ve kusursuz cevabını bulmak olmayabilir. Belki de asıl mesele, o soruyu hayat boyunca sormaya devam edebilmektir.

Prof. Dr. Yeşim Afşar Uncu
Predu Kurucusu

Predu’nun İlham Dolu Dünyasına Katıl!

Etkinliklerden, atölyelerden ve özel buluşmalardan haberdar olmak için abone olun. İlham dolu dünyamızda yerinizi alın!